Koronavirüsü Nedeniyle Sosyal Hayatımızdaki Değişiklikler

Koronavirüs nedeniyle ilk başta sadece fizyolojik etkilerden bahsederken sosyal izolasyonla beraber sosyal hayatımızdaki değişiklikler, hayatımızı tehdit eden gerçek bir tehlikenin varlığı bizi psikolojik olarak da oldukça etkilemeye başladı.

Bu etkiler neler, bu süreci en doğru şekilde nasıl geçirir, olumlu yanlarından nasıl faydalanabiliriz? Tüm sorularımızı Uzman Klinik Psikolog Berat Sena Varlık’a sorduk.

Bu röportaj hepimize iyi gelecek!

Sizce Bu Virüs Hayatımızı Nasıl Etkiledi?

Bu virüs hayatımızı birçok alanda etkilemekte. Covid-19, corona, pandemi, salgın kelimelerini 2020 içinde ilk duymaya başladığımız andan itibaren aslında bir psikolojik değişim ve savaş içindeyiz.

Virüs salgını ilk olarak Çin’de başladığında Türk halkı tarafından durumun ciddiyeti algılanamadı gibi gözüktü. Hatta sosyal medyada, gündelik hayatlarda bununla ilgili şakalar dönmeye başladı. Etrafımızdaki ülkelerde virüs vakası belirdiğinde de bunun üzerinden çeşitli şakalar dönmeye devam etti. Aslında bu süreçte bilinç dışımızda bir inkar dönemi başlamıştı.

Bu tarz şakalar yaparken bir yandan da insanlar acaba erzak alışverişimi yapsam mı diye düşünmeye başladı. Süreç ilerledikçe inkar dönemi yerini kabullenişle beraber kaygı dönemine bıraktı.

Peki Şu An Hangi Dönemdeyiz?

Bence şu an hala kaygı dönemindeyiz. Aslında en sıkıntılı süreçte bu diyebiliriz çünkü bir bilinmezliğin ortasındayız. Üstelik bu salgın ne zaman bitecek bilmiyoruz. Ne kadar daha hayatımızı izole yaşacağız, ne kadar daha bunu devam ettirebileceğiz bunlar hep bir muamma. Bu da insanları daha çok tedirgin hissetmesine sebep oluyor ve kaygı seviyesini arttırıyor.

Sizce Koronavirüsün İnsan Psikolojisi Üzerindeki En Önemli Etkileri Nelerdir?Az önce de bahsettiğim gibi bu bir süreç ama bitiş çizgisi yani final tarihi belirsiz olan bir süreç. Bu yüzden bu sürecin 2 psikolojik boyutu var. İlk olarak şu an bulunduğumuz sosyal izolasyondaki ruhsal durumumuz ve bu süreçten sonraki ruhsal halimiz.

Ne Farkı Var Bu İki Sürecin?

Şu an zorundalığı olmayan insanlar evlerine kapandılar. Kimileri evlerinden çalışıyor kimileri ise izindeler ve aynı haneyi paylaştığı insanlarla 7/24 beraberler. Bu yüzden kalabalık yaşayan hanelerde tahammül seviyesi düştü, ilişkilerde ve ailelerde çatırdamalar başladı. Çin’de de görüyoruz zaten ‘’Boşanmalar arttı’’ haberlerini. Kaygı seviyesi yükseldiğinden dolayı malesef aile içi şiddette artış doğru orantılı ilerliyor.

Bunun dışında insanlar önceden yoğun tempolarında aynaya baktıklarında sadece görünüşlerine odaklanıyorlardı. Ama şu an hep kaçtıkları içsel gerçekleriyle baş başalar. Aslında bu notada bu olumsuz süreci olumluya çevirebilirler.

Sosyal İzolasyon Sürecini Olumsuzdan Olumluya Nasıl Çevirebiliriz?

Herkesin kendi içsel gerçekleriyle yüzleşmesi için bu güzel bir fırsat. Çoğu birey kendini toplumsal normlarda ele alıyordu. Şimdi ise kaçtıkları duyguları kabullenerek, yaralarını bu sefer sararak değil yaralarını benimseyerek devam edebilirler.

Bu süreç sonrasındaysa kimse eskisiyle aynı olmayacak. Ufak bile olsa herkesin bir çıkarımı olacak. Şu an yaşadığımız aslında tam olarak bir travma.

Sosyal İzolasyon Bizim İçin Bir Travma Mı? Evet. Travma; kabullenemediğimiz, anlamlandıramadığımız, maruz bırakıldığımız ve en önemlisi bir çözüm bulamadığımız durumların bizlerde bıraktığı unutulmayan yaşantısal anılar diyebiliriz. Bu salgında da hissettiğimiz duygular bunlar.

Akıl Sağlığımızı Koronavirüsten Nasıl Koruyabiliriz?

Önce şunu bilmek gerekiyor insanlar yaşadıkları duygularda yalnız değiller. Milyonlarca insan aynı duygu ve düşünceler içinde. Bu süreçte kaygı seviyesi ve obsesyonlarda artış normaldir. Ayrıca zaten ideal düzeyde yaşanan kaygı bizim hayatta kalmamızı sağlar. Aşırı yüksek veya düşük düzey kaygı seviyesi ise kendimizi korumamızı imkansız hale getirir.

Özellikle bu gibi durumlarda bilgi kirliliği çok fazla olur. Bu yüzden günün belirli saatlerini güvenilir kaynaklarla gündeme ayırmak önemli bir ayrıntı. Çünkü yeni bilgi, kaygıyı besler.

Kaygılı hissettiğiniz zaman ilgi odağınızı değiştirmeyi deneyebilirsiniz. Obsesyonu kontrol altında tutmak da önemli, eğer tutamadığını düşünen kişiler varsa bir uzmandan yardım almalarını tavsiye ederim. Çünkü obsesif kaygı bozukluğu olan hastalar nüfusun % 3 ünü oluştururken, virüsle beraber bu oranın artacağı aşikar bir durum.

Koronafobiden Korunmanın Yolları Nelerdir? Literatürde henüz koronafobi yer almamakta ancak eğer gün içinde sürekli ateş, boğazda bir yutkunma zorluğu veya öksürük var gibi hissediyorlarsa buna ‘’Nosebo Etkisi’’ diyebiliriz. Nosebo etkisi ‘’Plasebo Etkisi’’nin tam tersidir. Nosebo etkisinde kişi olumsuz etkileri kendinde görür. Bu da yine kaygı seviyesini yükseltir.

Kaygı seviyenizi kontrol altında tutamıyor, paranoyalarınızda artış hissediyorsanız ve bu düşünceleri durduramıyorsanız gün içinde kısa nefes egzersileri yapabilir, düşüncelerinizi başka konulara yönlendirebilir veya bir uzmandan yardım alabilirsiniz.